Para ve Tasarruf 4 dk okuma Selin Ertem
Ayakkabı Tamiri Ne Zaman Mantıklı, Ne Zaman Değil
Tamir bedelini yeni ayakkabının fiyatıyla değil, o ayakkabının kalan ömrüyle karşılaştırmak gerekir. Karar vermeyi kolaylaştıran ölçütler.
Ayakkabının tabanı açıldığında ya da topuk lastiği aşındığında çoğu kişi hızlı bir hesap yapar ve genellikle aynı sonuca varır: tamir masrafına girmektense yenisini almak daha mantıklı. Bu hesap bazen doğrudur, ama çoğu zaman eksiktir. Çünkü karşılaştırma, tamir bedeliyle yeni ayakkabının fiyatı arasında değil, tamir bedeliyle o ayakkabının kalan ömrü arasında yapılmalıdır. Doğru zamanda yapılan küçük bir müdahale, iyi bir ayakkabıyı yıllarca ayakta tutar; yanlış zamanda yapılan tamir ise para ve zaman kaybıdır.
Önce ayakkabının yapısına bakın
Tamirin mantıklı olup olmadığını belirleyen ilk şey, üst deri ile tabanın nasıl birleştirildiğidir. Dikişli sistemlerde taban, üst kısma iplikle bağlanmıştır ve sökülüp yenisi dikilebilir. Bu yapıdaki bir ayakkabı, üst deri sağlam kaldığı sürece birkaç kez tabanlanabilir; hatta tabanlama, ayakkabının tasarımının bir parçasıdır.
Yapıştırma sistemlerde ise taban preslenerek sabitlenir. Bu ayakkabılarda taban ayrıldığında yeniden yapıştırmak mümkündür ama sonuç genellikle geçicidir, çünkü fabrika presi evde ya da atölyede tam olarak taklit edilemez. Ayakkabıyı ters çevirip kenar boyunca ince bir dikiş izi arayarak bu ayrımı kolayca yapabilirsiniz. Dikiş varsa tamir yatırımı çoğunlukla değer, yoksa dikkatli düşünmek gerekir.
Tamir edilmesi kesinlikle mantıklı durumlar
Topuk lastiğinin aşınması, tamirin en ucuz ve en kârlı olduğu durumdur. Lastik zamanında değiştirilmezse aşınma topuğun sert gövdesine iner; o noktadan sonra iş basit bir lastik değişimi olmaktan çıkar ve maliyeti birkaç katına çıkar. Topuğun kenarında metal ya da sert plastik görünmeye başladıysa gecikilmiş demektir.
Fermuar değişimi de çoğu zaman mantıklıdır, özellikle bot ve çizmelerde. Ayakkabının geri kalanı sapasağlamken tek bir bozuk fermuar yüzünden onu elden çıkarmak, tamir bedelinin çok üstünde bir kayıptır. Aynı şekilde iç astarın topuk bölgesinde yırtılması, gevşeyen dikişlerin tutturulması ve kenar boyalarının yenilenmesi düşük maliyetli ve yüksek getirili işlerdir.
Tamirin anlamını yitirdiği noktalar
Üst derinin kırışma çizgileri boyunca çatlaması, tamirin sınırıdır. Deri o hatta yorulmuştur ve dikilse bile hemen yanından yeniden yırtılır. Aynı şekilde tabanın ortasından ikiye ayrılması, ayakkabının içine su alması ve iç tabanın çürümesi genellikle ömrün dolduğunu gösterir.
Bir başka kritik ölçüt konfordur. Ayakkabı zaten ayağınızı vuruyorsa, topuk kısmı gevşediği için ayak içeride kayıyorsa, tamirle bu sorunlar düzelmez. Ayrıca spor ayakkabılarda ara tabandaki köpük, dış görünüşü sağlam görünse bile birkaç yüz kilometre sonra yaylanma özelliğini yitirir; bu ayakkabı yürüyüş için kullanılabilir ama koşu için tamir edilerek geri kazanılamaz.
Hesap nasıl yapılır
Pratik bir ölçü şudur: tamir bedeli, aynı kalitede yeni bir ayakkabının fiyatının dörtte birini aşmıyorsa ve tamir sonrası en az bir sezon daha kullanılacaksa iş kârlıdır. Beş bin liralık bir botun sekiz yüz liraya tabanlanıp üç yıl daha giyilmesi net bir kazançtır. Buna karşılık iki yüz liralık bir ayakkabının yüz elli liralık tamiri, ne kadar duygusal bağ olursa olsun ekonomik bir karar değildir.
Bu hesaba bir de tanıdıklık payı eklemek gerekir. Ayağa oturmuş, kalıbı bilinen bir ayakkabıyı korumak, aynı parayla alınacak ve ayağa uyup uymayacağı belirsiz bir yenisinden daha güvenlidir.
Tamirciyle çalışmanın püf noktaları
İyi bir ayakkabı tamircisi, işe başlamadan önce ne yapacağını ve neyin yapılamayacağını açıkça söyler. Ayakkabıyı bırakmadan önce fiyatın ve teslim süresinin konuşulması, kullanılacak taban malzemesinin sorulması iyi bir alışkanlıktır. Kauçuk tabanlar deri tabanlara göre daha kaygan olmayan ve daha uzun ömürlü bir seçenektir; şehirde kullanılan ayakkabılarda çoğu zaman daha mantıklıdır.
Son olarak, tamirin en iyi hali onu geciktirmemektir. Ayakkabıyı dönüşümlü giymek, iki gün üst üste aynı çifti kullanmamak, kalıp kullanarak formunu korumak ve ıslandığında radyatör üstünde değil oda sıcaklığında kurutmak, tamirci ziyaretlerinin sıklığını doğrudan azaltır.
Bu hesabın en başa taşınmış hali, ayakkabı alırken tamir edilebilir bir model seçmektir. Dikişli tabanı olan, topuk lastiği değiştirilebilen ve klasik kalıplı ayakkabılar uzun vadede daha ucuza gelir. Tek parça kalıplanmış, tabanı gövdeyle bütünleşmiş modeller ise ilk yıllarında konforlu olsa da yıprandığında yapılabilecek bir şey bırakmaz.
Deri kalitesi de belirleyicidir. Yüzeyi ince bir kaplama katmanıyla parlatılmış deriler, kırıştıkça bu katmanı çatlatır ve boyayla düzeltilemez. Doğal tanelenmiş, mat görünümlü deriler ise bakımla yenilenebilir. Tüketici açısından doğru soru, bu ayakkabı ne kadar dayanır değil, yıprandığında onarılabilir mi sorusudur.